MediaCat etkinlikleri ve röportajlar...

Loading...

23 Mayıs 2008 Cuma

‘Mehmet Barlas, Kongar’ı kötü alıştırmış’


Hissi kablel vuku. Cengiz Çandar’la röportaj yaparken bilmiyorduk birkaç saat sonra kıyametlerin kopacağını Yorum Farkı’nda. Ama koptu. Şans mıdır şanssızlık mı bilmem, olayın öncesi de var bu röportajda sonrası da. Ertuğrul Özkök’ün yıllarca kaldıramadığı Aydın Doğan vetosunu kimin kaldırıp Çandar’ı tekrar Doğan Grubu’na geçirdiği, Özkök’lü Hürriyet ayaklanması, Çandar’ın neden bir sürü gazete gezdiği ve AKP siyasetine dair açıklamaları da var ayrıca.

‘Karşı taraf’la konuşmak kolay mı sizin için? Programdan sonra “ Tüh! Keşke şunu da söyleseydim” dediniz mi hiç?

Mehmet Barlas sabır abidesiydi. Ben de sabırlıyımdır ama Mehmet’in sabrı sessizliğe doğru dönüşüyordu. Emre Kongar zaten ses düzeyi yüksek bir tip. 20 dakikalık programın 18 dakikası o konuşuyor gibiydi benden önce. Benim gelişimle o süre dengelendi. Hatta bazen yüzde 55’e 45 benim lehime dönüyor. Mehmet onu kötü alıştırmış. O yüzden Kongar bu duruma sinirleniyor. O sinirlenince ben de sinirli bir görüntüde tepki veriyorum. Ama kendimi şöyle telkin ediyorum. Bir maçın devre arası 15 dakika. Bu da 20 dakika işte. O kadar da sabredebilirim. Zaten partnerimin getirdiği argümanlar benim için altından kalkılamayacak veya beni çok sıkıştıran şeyler değil. O yüzden “Tüh keşke şunu da söyleseydim” gibi bir derdim olmuyor. Programın formatı her gün bir tarafın sözü açması. Dolayısıyla zaten sonradan aklıma birşey gelirse ertesi gün söylüyorum. Kongar’ın temsil ettiği görüşler sekter, katı ve sürekli kendini tekrarlıyor. Yaratıcı ve parlak değil. O görüşte kim olursa olsun tartışmaktan fazla zevk almam. O zihniyetteki gruba mensup herkes için geçerli bu. Ama ismini vermeyeceğim iki kişi var. Onlar olsaydı daha fazla zorlanırdım. Yani hem o zihniyette olup hem de dili kullanma açısından çok daha yetenekli iki kişi var. Sevindirmemek için söylemiyorum isimlerini. Ama Emre Kongar’ın karşısında böyle bir şey hissetmiyorum. Beni zorlamıyor.

Siz çok fazla gazete gezdiniz. Hangisine ait hissediyorsunuz kendinizi?

Sabah’a. Sabah’tan sonra kendimi şark hizmetinde, sürgünde gibi hissettim hep. Ait olma duygum Cumhuriyet’e de vardı. Ama benim zamanımdaki Cumhuriyet’e. İlhan Selçuk’un Cumhuriyet’inde böyle bir şey asla söz konusu olamaz.

İlhan Selçuk ve Ergenekon davası için ne düşünüyorsunuz?

İlk andan itibaren “Böyle bir soruşturmayla İlhan Selçuk’un ne alakası olabilir?” düşüncesi bir an bile geçmedi aklımdan. Tam tersine eğer, Ergenekon ve İlhan Selçuk isimleri bir araya gelmeseydi “Bu ne biçim soruşturmadır ki hiç İlhan Selçuk adı dolaşmıyor ortada!” derdim. Bu beni şaşırtan bir şey değil. Ben İlhan Selçuk’u 1968-69’dan beri şahsen tanıyorum. Ama alınış saati, tarzı yakışıksız elbette.

Röportajın tamamını MediaCat’in Haziran sayısında okuyabilirsiniz.

Röportaj: Selin AKINCI

22 Mayıs 2008 Perşembe

Geçen ay televizyona en çok reklam veren şirketler

Nielsen’in 16 Mart – 15 Nisan arasında elde edilen verilerle oluşturduğu "Televizyona en çok reklam veren şirketler"in listesi şöyle gerçekleşti.

Benckiser, 589,574 saniye ile televizyona en çok reklam veren şirketler listesinin başında yer alırken, Unilever 541,821 saniye ile ikinci sırada yer aldı. Listenin üçüncü sırasında yer alan şirket ise 395,477 saniye ile P&G oldu. Listede yer alan diğer şirketler ise şöyle:

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Kenan Sönmez Ciner'in yeni gazetesi hakkında konuştu

Ciner Grubu İcra Kurulu Başkanı Kenan Sönmez MediaCat’e konuştu. Televizyon, gazete, dergi ve internet mecralarındaki yeni atılım ve projelerini anlatan Sönmez, grubun önümüzdeki yılın başında yayımlamaya başlayacağı yeni gazete hakkında etrafta dolanan söylenti ve iddialara da yanıt verdi.

Gazete alanında matbaa adımlarınız var. Peki tek gazete mi, birden fazla gazeteyle mi yola çıkacaksınız?

Matbaa yatırımımız bize yazılı basında geniş imkanlar sunan bir yatırım. Çok ciddi bir yatırım yapıyoruz. Yazılı basın teknolojisinde çıtayı çok yukarı çıkarıyoruz. Tesislerimiz devreye girdiği zaman o tesislerde üretilen ürünlerle bugünkü ürünler arasında okuyucu gözüyle de, sektörün mensuplarının gözüyle de çok büyük ve ciddi farklar olacak. Teknoloji düzeyini çok yukarı çekiyoruz. Basit olarak söylemek gerekirse hibrid makinelerle basım yapacağız. Dergi ve gazete makinesini evlendiriyoruz.

Yılbaşından sonra Türkiye’nin büyük gazetesi olacak ve sektörde her bakımdan liderliğe oynayacak bir gazete planlıyoruz. Ancak bunun arkasından diğer segmetlerde yayınlar yapabiliriz.

Gazetenin editoryal hazırlıkları, kadro oluşturma konusunda ne noktadasınız?

Vaktimiz olduğu için kadro konusunda çok acele etmiyoruz. Temel yerlerdeki arkadaşları yavaş yavaş buraya çağırıyoruz. Gazeteyle ilgili fikir jimnastiği aşamasındayız. Yaz aylarında gazetenin yönetim kadrosu belli olacak. Sonbahardan itibaren de bu binada kapalı devre yayın yapmaya başlayabiliriz.

Bir kaç isim sormak istiyorum. Mesela Fatih Altaylı bu gazetede nasıl yer alacak?

Fatih Altaylı bu gazetede değil, bu gurubun yönetimde önemli bir aktör olacak.

Yani gazetenin tepesinde yer alacak bir isim değil mi?

O konuda şu an karar verilmiş bir şey yok. Ama Fatih Altaylı, Ciner Yayın Holding’in yönetiminde, bugün önemli olduğu gibi yarın da çok önemli bir arkadaşımız. Yani bu grubu birlikte yönettiğimiz iki üç arkadaşımızdan bir tanesi.

Emin Çölaşan’la bir temasınız oldu mu? Çölaşan’a yazarlık teklifi söz konusu oldu mu?

Evet, onunla bir sohbetimiz oldu. Ancak Emin Çölaşan bizi ziyaret ettiğinde, sanırım üç ay önce, gazetemizin çıkmasına daha bir yıllık bir zaman vardı. Yani bizim için de onun için de erkendi. En azından Emin Çölaşan bize uzak değil, bunu söyleyebilirim.

Fatih Çekirge’ye teklif götürdüğünüz ve ondan “Ben ancak Yılmaz Özdil’le gelirim” diye bir cevap aldığınız söyleniyor. Bu doğru mu?

Böyle bir haber çıktı ama doğru değil. Kimseye o manada bir teklif yapılmadı. Fatih Bey’le (Altaylı) bu konuları kendi aramızda konuşuyoruz. Ama kesin bir karar verilmiş değil. Fatih Altaylı Sabah’ı gayet güzel yönetti. Genel yayın yönetmenliği tecrübesi ve enerjisi var. Patronun tercihi bu yönde olursa bu işi gayet iyi yapabileceğini düşünüyorum.

Söyleşinin tamamını MediaCat’in Haziran sayısında okuyabilirsiniz.

20 Mayıs 2008 Salı

'Şöhretleri doğru ve etkili kullanamıyoruz'

'Şöhretleri doğru ve etkili kullanamıyoruz'

Mediacatonline 9 Mayıs – 19 Mayıs tarihleri arasında yaptığı anket aracılığıyla "Reklamlarımız şöhretlerle doldu taştı. Sizce şöhretleri doğru ve etkili bir şekilde kullanabiliyor muyuz?" sorusuna yanıt aradı.

Ankete katılan toplam 413 kişiden yüzde 23,24‘ü (96 kişi) sorumuza ‘Evet’ cevabını verirken, yüzde 76,76’sı (317 kişi) ‘Hayır’ cevabını verdi.

16 Mayıs 2008 Cuma

Emre Kongar ve Cengiz Çandar MediaCat’e konuştu


‘Bizim demokrasimiz özürlü bir demokrasi’

Hararetli tartışmaların ardından tatile giren Yorum Farkı’nın iki köşe taşından biri olan Emre Kongar, MediaCat’e konuştu. Tatile girme kararı alınmadan yani son programdan bir gün önce konuştuğumuz Kongar, Cengiz Çandar’lı yeni program, AKP iktidarının hataları ve kapatılma davası, İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasından itibaren ilerleyen süreç ve Türkiye’nin demokrasi anlayışına tek tek değinen Emre Kongar her zamanki kendinden emin üslubuyla tüm sorulara çekinmeden cevap verdi.

Bizim demokrasimiz nasıl bir demokrasi?

Özürlü bir demokrasi. Parti genel başkanlarının veya liderlerinin çok fazla egemen olduğu ve eleştirilemediği bir demokrasi. Milletvekillerinin dokunulmazlıkları dolayısıyla yöneticilerin normal suçlarını ört pas eden; ırza geçme, hırsızlık, zimmete para geçirme gibi suçları yargı dışı bırakan, politikacılar açısından imtiyazlı sınıf yaratan bir demokrasi. Çoğunluk diktatörlüğü anlayışı egemen bizim demokrasimizde. Temel hak ve özgürlüklere, muhalefete, basın özgürlüğüne saygılı olmayan, yargı bağımsızlığını kabul edememiş bir demokrasi. Onun için özürlü. Ben seçimlerde iktidar olacak kadar çok oy alabildiysem, benim her dediğim olur. Anayasayı da değiştiririm, yargı bağımsızlığına da saygı duymam. Laikliği de bozarım. AKP iktidara geleli beri rejimin temelleri demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinden bir din devletine doğru kaydırılmaya başlandı. Sadece devlet yapısında değil, toplum yaşamında da.

Siz bir baskı hissediyor musunuz?

Hissetmez olur muyum! AKP iktidara geldiğinden beri rejimin temelleri demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinden bir din devletine doğru kaydırılmaya başlandı. Bugünkü iktidarın yaptıklarına karşıysanız sizi derhal darbeci diye suçluyorlar. Kemalist olmak bir nevi darbeci olmakla eş anlam kazandı. Böyle saçma bir dönem yaşanıyor. Bunu yapanlar büyük bir ölçüde AKP kadroları değil; AKP’ye destek veren ve kendilerine eski solcu, bugün liberal diyen bir takım yazarlar. İşin en tehlikeli tarafı da bu. Oysa bunlar ne eksiden solcuydu ne de şimdi liberaller.

Aydın kesimin tavrı nasıl sizce? Medyanın olan bitende rolü nedir?

Maalesef Türkiye’de bugün medyada köşe başlarını tutmuş, kendilerine aydın, eski solcu, yeni liberal diyen ama aslında ikisi de olmayan insanlar, iktidarın peşine takılmış durumdalar. En hafif deyimiyle iktidar dalkavukluğu yaparak Türkiye’de hem siyasal ortamı, hem medya ortamını gittikçe zedeliyorlar. Medyanın Türkiye’deki 2. büyük kurumu satışa çıkıyor ve bir tek kişi giriyor. Ne tesadüf başbakanın damadının üst düzey yönetici olduğu bir grup. Mecidiyeköy’deki likör fabrikası açık artırmaya çıkıyor; yine bir tek firma giriyor ve ne tesadüf AKP’li bir milletvekilinin firması. Bunlar, kendilerine liberal diyenleri hiç rahatsız etmiyor maşallah! Hatta alkış bile tutuyorlar…

Programın yeni ‘fark’ı Cengiz Çandar. Yorum Farkı’nda Mehmet Barlas’tan sonra ne farklı?

Mehmet Barlas ayrıldıktan sonra program zor da olsa devam ediyor işte. Cengiz Çandar, Mehmet Barlas’tan çok farklı bir arkadaş. Bir defa Mehmet Barlas’ın genel bilgisi çok derindi ve çok beyefendi bir arkadaştı. Çok espriliydi. Dolayısıyla programda büyük bir bilgi aktarımı, önemli ölçüde espriler ve karşılıklı tam bir diyalog söz konusuydu. Sayın Barlas ayrıldıktan sonra o bilgi düzeyinde bir farklılaşma oldu. Espri düzeyi tamamen bitti. Bakalım ne olacak. Eskisi kadar zevk aldığımı söyleyemem doğrusu ama bu bir görevdir. Çünkü bütün televizyonlarda benim karşımdaki görüşler egemen. Bir tek bizim programda ben o egemen görüşlerin muhalefetini, karşıtlığını dile getirebiliyorum. Ben de o programı bıraksam o zaman ortada o görüşler hiç olmayacak. O nedenle her şeye rağmen devam ediyorum…

Röportajın tamamını MediaCat’in Haziran sayısında okuyabilirsiniz.

Röportaj: Selin AKINCI


‘Emre Kongar'a ilişkin söylediklerimi değiştirecek değilim’

Yorum Farkı’nın kaldırılmasına sebep olan tartışmadan birkaç saat önce röportaj yaptığımız Cengiz Çandar, programın kaldırılmasının hemen ardından röportajına eklenmek üzere konu hakkındaki görüşlerini MediaCat’e açıkladı. Medyanın eski günlerinden bugünlerine, Yorum Farkı’nın kendisi için ne ifade ettiğine ve Türkiye’nin genel durumuna ilişkin açık yüreklilikle konuşan Cengiz Çandar’ın röportajının tamamını MediaCat Haziran sayısında okuyabilirsiniz. Röportaja Çandar’ın son ekledikleri ise şöyle:

“Sizinle bu röportajı yaptığımız günün akşamı NTV'deki Yorum Farkı programı, Emre Kongar ile yaptığımız kırıcı ve sert tartışmanın ardından kaldırıldı. Size röportaj sırasında, program ve Emre Kongar'a ilişkin söylediklerimi değiştirecek değilim. Ancak, o akşam, benim işleri tırmandırmama kararlılığıma karşılık, Kongar'ın doğrudan kişiliğime yönelik, şantaj niteliğinde ve benim çok iyi tanıdığım ‘psikolojik savaş’ yöntemleri kullanarak saldırıya geçmesini beklemiyordum. Kişiliğime saldırı söz konusu olunca, kişiliğimden beklenebilecek ölçüde sert bir karşılık verdim. Ancak, böyle bir kişiliğe saldırı, tartışmanın Yorum Farkı'nda çıkıp kişiselleştirilmesi programın devamına da haliyle imkan bırakmadı. Ortaya çıkan yeni durumu, benim görüşlerim ve duruşlarımın karşısında yer alanların tartışma tarzları ve işleri nereye vardırabileceklerine ilişkin yeni bir bilgi olarak kaydetmekle yetineyim.”

Röportaj: Selin AKINCI

15 Mayıs 2008 Perşembe

TBWA'den 'pornografik' çevre adımı


TBWA\ISTANBUL’un yeni projesi simsicakgeceler.com yayına girdi. Pornografik öğelerle dolu internet sitesinde, birbirinden seksi kızlar insanları ateşli bir geceye davet ediyor. Kullanıcı daveti kabul edip, kızların üzerine tıkladığında ise hareketli bir müzik başlıyor. Müzikle beraber kızlar yavaş yavaş soyunmaya başlıyor ve videonun sonunda internet kullanıcılarını komik bir sürpriz bekliyor. Kızlar “Küresel ısınmaya karşı önlemini al” yazılı bir pankart çıkarıyor ve acilen önlem almazsak ateşli gecelerin gerçekten çok yakında olduğunu söylüyor. Her yıl çevreye yaydığı karbondioksit miktarını hesaplayan ve aynı oranda ağaç diken TBWA\ISTANBUL, araştırma sonuçlarından çıkan, küresel ısınmaya karşı Türk erkeklerinin kadınlara oranla daha duyarsız olduğu gerçeğinden yola çıkarak hazırladığı internet sitesiyle küresel ısınmayla ilgilenmeyen kesimlerin dikkatini bu önemli konuya çekmeyi hedefliyor.

TBWA\ISTANBUL, simsicakgeceler.com’un tanıtımını belirli gazetelerde yer alan canlı sohbet hattı ilanlarının yanına onlar gibi pornografik ilanlar vererek yaptı. Hatta bu doğrultuda (0212) 444 0 759 nolu bir ateşli sohbet hattı da açtı. Radyo mecrasında 0900’lü telefon hatlarının jargonunu kullanarak teaser radyo spotları hazırladı. Viral bir film hazırlayarak youtube’dan dağıttı. (Film kısa bir süre sonra pornografik olduğu için youtube tarafından kaldırıldı.) İstanbul’un belirli semtlerine pornografik posterler astı. Tüm bu gerilla işlerin yanında bir de media arts uygulması yapan ajans, iki kızı makyaj ve kostümle hayat kadınına dönüştürdü. Kızlar, Maslak ve Harbiye’de otostop çekip, duran arabalara daha önceden hazırlanan ateşli broşürleri dağıtarak insanları simsicakgeceler.com’a yönlendirdi.

TBWA\ISTANBUL’un başlattığı sosyal sorumluluk kampanyasının sonuçları da tıpkı kampanyanın kendisi gibi oldukça seksi. Site sadece bir haftada tam 7.000 tekil kullanıcı tarafından tıklandı, telefon hattı 3.500 kişi tarafından arandı.

Siteye SımsıcakGeceler.com adresinden ulaşmak mümkün.